Ukrayna'nın Harkiv'i geri almasının ardından savaşın değişen seyri | Prof. Dr. Sezai Özçelik
20.09.2022 - 11:12

ANALİZ

ANALİZ

10 Eylül Cumartesi akşamı Telegram sosyal medya uygulamasından halkına seslenen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Harkiv Bölgesi’nden kaçan Rus askerlerine yönelik konuşmasında şunları söylemekteydi: “Rus ordusu en iyi olduğu şeyi yapıyor: Bizlere sırtlarını gösteriyorlar. Sonunda kaçmaları onlar için iyi bir seçimdir. Ukrayna’da şimdi ve gelecekte işgalcilere yer olmayacak.”

Ukrayna tarafı, son gülen taraf olma yolunda ilk adımı, son taktiksel zaferle atmış gibi görünüyor.

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar sürgününün 78. yılı için açıklamalarda bulunan Kırım Tatar Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Anadolu Ajansına Rusya-Ukrayna savaşının 2014’te Kırım’da başladığını hatırlatarak, “Bu savaşın Kırım’da sona ereceğini umut ediyoruz. Sekiz yıl önce Kırım’da başlayan savaş, Kırım’da bitecektir.” şeklinde konuşmuştu.[1] John Wick filmlerinde Keanu Reeves’in sırtındaki dövmede yazan “Fortis Fortuna Adiuvat”, son günlerdeki Rusya-Ukrayna savaşının seyrini en iyi açıklayan ifade aslında. Anlamı, "talih cesurların yanındadır". Gerçekten de Ukrayna tarafı son gülen taraf olma yolunda ilk adımı son taktiksel zaferle atmış gibi görünüyor.

Rusya açısından son gelişmelerin ilk etkisi, artık savaşı kazanmanın değil askeri olarak yenilmemenin konuşulmaya başlanmasıdır.

Ukrayna'nın Harkiv'i geri alması

Bu aslında Ukrayna halkı için ilk zafer değil. Ruslar nisan ayında Kiev ve çevresinden çekilerek ilk askeri yenilgileri almışlardı. İkinci Rus askeri yenilgisi Karadeniz’deki Yılan Adası’nı terk etmeleriydi. Üçüncü yenilgi hem Ruslar hem Batılılar tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Rus güçleri, Ukrayna’nın ikinci büyük kentini, Harkiv şehrini terk etti. Çoğunluğu Harkiv bölgesinde yaşayan halktan oluşan ve son altı aydır askeri eğitim alan gönüllülerin oluşturduğu yerel güçler, yaklaşık 3 tugaya yetecek askeri malzemeleri geride bırakan Rus askerlerinin Ukrayna sınırından Rusya’ya geçmelerine yol açtı. Ukrayna ordusu İzyum ve Kupiansk gibi önemli demiryolu hatlarının geçtiği kasabaları ele geçirdi. Rus işgalinden kurtarılan bölgenin büyüklüğü, neredeyse Aydın ili yüzölçümüne yakın: 8 bin kilometrekare. Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki bu askeri yenilgiyi Rus hibrit savaşının parçası olan sosyal medya bot hesapları "taktiksel geri çekilme" olarak sunuyorlar.

Rusya-Ukrayna ilişkilerinde denge politikası izleyen Türkiye açısından savaşın uzaması, Azerbaycan örneğinde olduğu gibi ülkemizin ulusal ve güvenlik çıkarları için fırsatlar sunması yanında bölgesel ve küresel jeopolitik ve jeo-ekonomik önemini de öne çıkaracaktır.

Harkiv bölgesinin Rus işgalinden kurtarılmasında dört temel etken rol oynadı. Birincisi, son altı ay boyunca Harkiv’de yaşayan yerel halk ve gönüllülerin, askeri eğitim alıp savaş sahasında matematiksel dengeyi değiştirmesidir. İkincisi, Ukrayna Genelkurmay Başkanlığının ademimerkeziyetçi bir strateji izleyerek yerel güçlerin komutasına özerk stratejik saldırı ve savunma yetkisi vermesidir. Üçüncüsü, Batı ülkelerinin özellikle ABD’nin 12,5 milyar doları bulan askeri yardımlarının savaş alanında önceleri dengeleri değiştirmesi sonra da Ukrayna ordusuna sürpriz saldırı yeterliliği kazandırmasıdır. Dördüncüsü, çoğunluğu yeterli askeri eğitimi ve savaş tecrübesi olmayan Rus ulusal muhafızları ve zorunlu askerlik yapan Ruslardan oluşan Rus birliklerinin, hayatlarını neden riske attıklarını bilmedikleri bu savaşta yer almaktan vazgeçmeleridir. Nitekim Rus Sidyaşkaya insan hakları grubu sözcüsü Olga Romanova, 7 ila 10 bin hapishane mahkumunun, cezalarının affedilmesi sözüyle Ukrayna’da savaşa gönderildiğini belirtmişti.

Rusya açısından Harkiv'in kaybedilmesi

Rusya açısından son gelişmelerin ilk etkisi, artık savaşı kazanmanın değil askeri olarak yenilmemenin konuşulmaya başlanmasıdır. "Kolektif Putin" olarak adlandırılan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kremlin’de istihbarat ve güvenlik alanında çalışan yakın arkadaşlarından oluşan grup ile oligarklar arasında savaşın gidişatı konusunda farklı görüşler ortaya çıkmaya başladı. Bir yandan Putin’in, savaşın başlangıcında Zelenskiy’nin NATO üyeliğinden vazgeçmeyi kabul etmesine karşın savaş kararı aldığının kulis bilgisi olarak konuşulması, Rusya'da diplomasi ve masa başındaki görüşmelerin devam etmesini isteyen grupların varlığına işaret ediyor. Öte yandan hem Rusya’da hem Ukrayna’da şahinlerin sayıları artmış gözüküyor. Kremlin yönetimi, özel askeri operasyondan tam seferberliğe geçiş yaparak savaşı genişletmek ve böylece tüm Rus halkının askere alınmasının önünü açmak istiyor. Zelenskiy ise savaşın Kırım’la başladığını ve Kırım’la bitmesi gerektiğini söyleyerek uzun süreceğinin sinyalini veriyor.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev, Kiev yönetiminin güvenlik garantileri istemesini NATO’nun 5'inci maddesine eş gördüğünü belirterek bunun Üçüncü Dünya Savaşı’na yol açabileceğini Telegram kanalında yazmıştı. 17 Temmuz’da Medvedev, Kırım’da Rusya’nın egemenliğinin tanınmaması ve bölgeye saldırı olması halinde bunun Kıyamet Günü’nü hızlı ve sert şekilde getireceğini belirtmişti. Daha önce Medvedev, Amerikan yönetimine nükleer silahlara sahip olan Rusya’yı cezalandırmaya kalkmanın tehlikeli olduğunu belirterek nükleer silahlar kullanabileceklerinin üstü kapalı bir şekilde sinyalini vermişti. Dolayısıyla Ukrayna’nın Kırım’a saldırması halinde Putin’in nükleer silahlar kullanabileceğini, tarihe not düşmek adına belirtmek gerekir.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerini de etkiliyor. 13 Eylül’de Ermenistan’ın Azerbaycan devlet sınırında gerçekleştirdiği büyük çaplı askeri provokasyon, Ermenistan’ın Rusya’nın bölgedeki müttefiki olmasıyla ilişkilidir. Vietnam’ın ABD'ye ve Afganistan’ın SSCB’ye bataklık olması gibi Ukrayna’nın Kremlin yönetimi için bataklığa dönüştüğünün göstergesi olan son Ukrayna zaferi ile Ermenilerin Azerbaycan topraklarına doğrudan saldırısı önemlidir. Nitekim Rusya’nın askeri, ekonomik ve sosyolojik açıdan kaynakları zorlanıyor. Moskova yönetimi Erivan’a yardım edemeyebilir. Bu durum, Bakü için diplomasi masasında elde edemediğini sahada kazanması için fırsatlar yaratıyor. İkincisi, Rus gazının kesilmesinin ardından Azerbaycan yönetimi Avrupa’ya doğal gaz ihracatını yüzde 30 artırdı. Ermenistan'ın, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşan boru hatlarının jeopolitik öneminin önüne geçmek için dünya kamuoyunun dikkati Ukrayna üzerindeyken bu tür provokasyonlar yapması kaçınılmaz. Putin Rusyası, Kafkasya bölgesinde vekil devleti olan Paşinyan yönetimi üzerinden Azerbaycan’ın etki alanından çıkmasını önlemek istiyor. Kremlin yönetimine bağlı, hibrit savaş aracı olan propagandist sosyal medya ordusu, Ukrayna’yı devlet saymadıkları gibi Azerbaycan’ın da egemenliğini ve tarihsel gerçeklerini saptıran algı operasyonu yürütüyor.

Savaşın uzamasının Türkiye açısından etkileri

Rusya Ukrayna ilişkilerinde denge politikası izleyen Türkiye açısından savaşın uzaması, Azerbaycan örneğinde olduğu gibi ülkemizin ulusal ve güvenlik çıkarları için fırsatlar sunması yanında bölgesel ve küresel jeopolitik ve jeo-ekonomik önemini öne çıkaracaktır. Ukrayna bataklığına saplanabilecek bir Rusya, Türkiye için özellikle Suriye başta olmak üzere bölgesel güç dengesinin kendi lehine değişmesini sağlayacaktır. Mavi Vatan içinde olması gereken Karadeniz’i Rusya’nın son yıllarda kendi iç denizi haline getirme çabaları unutulmamalıdır. Ağustos ayında Kırım Platformu Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Putin’e “Kırım’ın, ayrılmaz parçası olduğu Ukrayna’ya iadesi, esas itibarıyla uluslararası hukukun gereğidir.” diye seslenmesinin altı çizilmelidir. Aynı konuşmada, "Kırım'ın yerli halklarından olan Kırım-Tatar soydaşlarımızın güvenlik ve esenliğinin temininin de Türkiye'nin öncelikleri arasında olduğunun" belirtilmesi önemlidir.

Kafkasya ve Suriye’de geri çekilmek zorunda kalacak Rusya’nın boşluğunu doldurabilecek en önemli bölgesel güç, Türkiye’dir. Kiev kapılarında durdurulduktan sonra Donbas ve Kırım’dan geri çekilecek Rus ayısına karşı Suriye, Libya, Güney Osetya, Abhazya, Dağlık Karabağ, Kıbrıs ve Yunanistan gibi Ankara’nın ulusal güvenlik çıkarları ve bölgesel dengeler açısından önemli meselelerde elinin güçlenmesi beklenebilir. Ukrayna’da askeri yenilgiye uğraması halinde Rusya’nın politik, ekonomik, sosyal ve jeopolitik bölgesel geri çekilmesi halinde 1953-1956 Kırım Savaşı’ndan galip çıkan fakat diplomasi masasında kaybeden Osmanlı İmpartorluğu’ndan farklı olarak Türkiye ilk kez bir koyup üç alacak konuma gelebilir.

[1] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kirim-tatar-halkinin-lideri-kirimoglu-rusya-ile-savas-kirimi-kurtarmak-icin-firsat/2592142

[Prof. Dr. Sezai Özçelik, Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi]

 

  • Beğen
YORUM YAZIN