İslamcılık kişiyi imanlı yapar mı?
08.06.2021 - 11:37

Akif Erdi

Akif Erdi

Çok acayip bir çağda yaşıyoruz. Pandemiyi de geçtik de denizin kustuğunu gördük mesela… Sanki insanların günahı denizlerde toplanmış ve onu da deniz taşıyamaz olmuş, hepsi ortaya çıkmaya başlamış…

Koskocaman denizi çöle döndürüyor, bütün yaşamı yok etme tehlikesi var…

Şaşırtıcı ve gerçekten ibret dolu…

Bir tarafta denizlerin içindeki pisliği kusması, bir tafta ise tanık olduğumuz insanların kirlenmişliği…

Konuyu buradan İslamcılığa getireceğim elbette ama şunu da ifade etmek istiyorum, bugün için kirlenmişlik aslında bütün insanlıkla ilgili, öncelikle bunu ifade edeyim.

Avrupalı da kirli, Asyalı da kirli…

Siz Avrupa şehirlerinin sokaklarının temizliğine kanmayın, farklığa tahammülü olmayan, kendi huzuru için başka insanların, canlıların sömürülmesinde beis görmeyen, kendisi için istediği güzellikleri başkası için de isteyemeyen, merhametini kaybetmiş, paylaşmayı bilmeyen, kibirli her insan zaten kirlenmiştir, kirlidir.

Kir öncelikle ruhla ilgili onu ifade edeyim.

Dışarının kirliliği yıkamakla gidiyor da içerinin kirliliği gitmiyor, gitmez de…

Buradan İslamcılığa gelelim.

Şimdi İslamcılık nedir? İsterseniz buna bakalım.

İslamcı olmak için Müslüman olmak gerekir mi? Bu soruyu soralım ve bu soruya yanıt bulalım.

Bütün bunlardan sonra da Müslüman olmakla İslamcı olmak arasındaki farkı ortaya koymaya çalışalım.

Öncelikle şunu ifade edeyim, bugün olaylar daha net anlaşılıyor, modern zamanlarda İslamcılık bir siyasi hareket olarak doğmuştur.

Siyasi İslamcılığın çıkış noktası iktidara gelmek ve Müslümanların üzerlerindeki baskıyı kaldırmak, daha zengin bir toplum oluşturmaktı. Batılılara karşı içinde bulunduğu toplumu bağımsız hale getirmekti ve fakat çok net görüyoruz ki, konu böyle olmadı. Konu başka bir yazının konusu elbette ama şu kadarını söyleyelim, anlaşılıyor ki İslami olmayan metotlarla Müslüman olunmuyor, yaşam metoduna bağlı olursanız Müslüman oluyorsunuz. 

Neyse konu uzun. 

Biz yazımıza devam edelim... 

Tabi siyasal İslamcı var ama sonradan türeyen bunun yanı sıra tarikat İslamcısı, cemaat İslamcısı, vakıf İslamcısı, dernek İslamcısı vs. da var. İslamcılığı bir tek siyaset ile de görmemek gerekiyor. Mesela müteahhit İslamcı var, bambaşka bir tiptir bu insan tipi, bürokrat İslamcı var, o daha bir başkadır.

Bunların hepsini ayrı ayrı incelemeye bu yazı müsait değil de şu kadarını söyleyelim, İslamcılığın hepsinde ortak özellik şudur, lidere itaat edeceksin, fazla düşünmeyeceksin, yapılan yanlışlara itiraz etmeyeceksin, imkânın varken keseni doldurmaya bakacaksın.

Tabi çoluğu çocuğu bu bağımlılık sayesinde işe koyabilirsin, biraz daha kolay zengin olabilirsin, artık bunlar da İslamcılığın artı avantajlarıdır.

Bizim görebildiğimiz kadarıyla İslamcılar namaz kılıyorlar, umreye bolca gidiyorlar, ahkâmı bolca kesiyorlar ama Allah’ın haram kıldığı günahların nerede ise tamamını işlemekte bir beis görmüyorlar.

Yani Müslümanlar gibi değiller, Müslüman günahlardan ateşten kaçtığı gibi kaçar, haram yemez, yalan söylemez, adil olur, devlet malı yemez, makamını mevkisini kendi çıkarları için kullanmaz, faiz yemez… Müslümanın torpille işi olmaz, rüşvetle işi olmaz, ihaleye fesat karıştırmaz vs.

İslamcı ise Müslüman gibi davranmaz, bu günahların hepsini yapabilir. 

İslamcılığın çıkış noktası İlahi değil, beşeridir.

Siyasal İslam’ın en etkin iktidar gücünü AK Parti, Türkiye’de elde etmiştir.

Gerçekten çok fazla tahlil gerektiren konulardan bahsediyoruz, onu da ifade edeyim.

Şimdi, AK Parti mesela, ülkemizde daha huzurlu, daha müreffeh, daha zengin, daha iyi, daha ahlaklı, daha erdemli, daha değerli bir toplum oluşturabilmiş midir?

Kendinden önce yapılan yanlışlar vardı, mafya, rüşvet, adam kayırma, particilik, işi ehline vermeme gibi…

Toplumdan bunlar kaldırılabildi mi?

Yoksa bütün pisliklerin aynen devam etmesini, yanlışların katlanarak toplumsal bir hal almasını mı sağlamıştır?

Bu soruyu samimiyetle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da sormak isterdim, bunu ifade edeyim.

İslamcılık bir siyasi harekettir, bunu öncelikle çok iyi tespit etmemiz gerekiyor.

Siyaset size derki, oy için adam kayırabilirisin, yanlışları görmeyebilirsin, ihaleye fesat karıştırabilirsin, adil olmayabilirsin, önemli olan kitabına uydurmandır.

Ama İslam Müslümanlara derki, hiçbir şart ve ortam senin ahlaksız olmanı gerektirecek bir durum değildir, ahlaksız olamazsın.

İşi ehline vermek zorundasın, Kâbe’yi daha iyi koruyacak olan müşrik bile olsa anahtarı hak edendir.

Hırsızlık yapan akraban bile olsa cezalandırılması gerekir.

İşte İslamcı ile Müslüman arasındaki en temel farklar bunlardır.

Bunu her alandaki İslamcılığa uyarlayabilirsiniz.

Bu örnekleri artırabilirsiniz de…

İslamcı siyaset yaptığı için onun için asıl olan oy almaktır, yalan da söyleyebilir, ihaleye fesat da karıştırabilir, hatta her kesimle çıkarları doğrultusunda ilişki de kurabilir, gizli kapaklı işler de yürütebilir.

Ama Müslüman bunları yapamaz, seçimde kullanılmak üzere kayıt dışı bir para oluşturamaz. Çünkü haramdır, kul hakkıdır, haramı Müslüman yapamaz ama İslamcı yapabilir.

Ne yazık ki aksakallı hocalar da İslamcılık yapmış, Allah rızası yerine iktidar ya da çıkar peşinde koşmuşlardır, onun için de günümüzde İslamcılar yetişmiş ama Müslüman ya yetişmemiş, ya da çok az yetişmiştir.

İslam Müslüman’a der ki;

Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker insanın kendisinden başlar,

Ahlaklı olacaksın,

Zina yapmayacaksın,

Yetim malı yemeyeceksin,

Yalan söylemeyeceksin,

İnsan kayırmayacaksın,

Adil olacaksın,

Devlet malı yemeyeceksin,

Hırsızlık yapmayacaksın,

İşi ehline vereceksin,

İhaleye fesat karıştırmayacaksın,

Emanete sahip çıkacaksın…

Bunları sen yapmayacaksın ki iyi bir insan olacaksın, ondan sonrada çevrendeki insanlara bunların güzelliklerini anlatacaksın.

Yapmadığın şeyi söylemeyeceksin.

İslamcılık ise bu konularda kitabına uydurmayı arar, ahlakçı değildir çıkarcıdır.

Türkiye yaşanan handikap budur.

Ne yazık ki bugün kendini Müslüman olarak tanımlayanların pek çoğu Allah’ın onlardan istediği gibi iman etmiyor, İslamcılığın ortaya koyduğu sisteme uyuyorlar.

Onun için ihaleye fesat karıştırıyorlar, onun için başkasının malına çökebiliyorlar, onun için zina yapabiliyorlar, onun için devlet malı yiyebiliyorlar, onun için adam kayırabiliyorlar, akraba kayırıyorlar, işe alımlarda işi ehline vermek yerine akraba, eş dost, partili, yalakalık gibi konuları ciddiye alıyorlar.

Müslüman olmak ile İslamcı olmak arasındaki farkın çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Zira İslamcılık sadece kendisine zarar vermiyor, İslam’ın da yanlış anlaşılmasına, insanların İslam’dan uzaklaşmasına neden oluyor.

Mesela bir yanlış durum olduğunda Müslüman, acaba ben bir yerde hata yaptım da onun için mi oldu bu olumsuzluk, diye kendini sorgular, tefekkür eder, daha iyi insan olmak için varsa yanlışlarını düzeltir, hatası için de tövbe eder.

Peki, İslamcı ne yapar?

İslamcı ise direk rakibini suçlar, başkalarını suçlar, yanlışı örtmeye çalışır.

İslamcının derdi zengin olmak, iktidarda kalmak, yüksek makamlara mevkilere gelmek olabilir, Müslüman’ın derdi ise Allah rızasıdır, iyi bir insan olmaktır, dünyada ve ahirette hayırlı olmaktır.

Bugün baktığımızda İslamcılar iktidarda iken bile tarikatların, derneklerin, vakıfların, cemaatlerin okulları ahlaklı, erdemli, naif, zeki, akıllı, bilimi, matematiği, teknolojiyi çok iyi harmanlayan, işini başarılı bir şekilde yaparken başka insanlara da saygı duymayı bilen, yalan söylemeyen, zina yapmayan, yetim malı yemeyen, başkasının hukukunu da önemseyen nesiller yetiştirmeyi başaramadı.

Niye yapamadı, bunu?

Çünkü para kazanmak, makam mevki sahibi olmak değerli bir insan olmaktan daha önemli görülüyor da onun için olmadı.

Ben şahsen İslamcılıktan dünyayı Müslüman’a mescit kılan, Zebur’un da, Tevrat’ın da, İncil’in de, Kuran’ın da sahibi yüce Allah’a sığınmak gerektiğini düşünüyorum.

Ve şunu anlıyoruz, İslam’ın tebliğ metodu ile İslamcılığın metodu birbirine hiçbir şekilde uymuyor.

İslam’ın insan yetiştirme şekli ile İslamcılığın insan yetiştirme metodu da tamamen farklı.

İslam’ın değer verdiği hususlarla İslamcılığın değer verdiği hususlar da tamamen farklı.

İslam’ın insanda aradığı karakter ile İslamcılığın insanda aradığı karakter de tamamen farklı.

Gördüğümüz, hatta yaşadığımız gibi İslamcılık kişiyi imanlı yapmıyor, hatta İslamdan uzaklaştırıyor. 

Biz Müslüman olmak istiyoruz, İslamcılıktan, taassuptan, adaletsizlikten, yetim malı yemekten, cemaat, parti, tarikat, vakıf, dernek taassubundan, zanilikten, torpilden, rüşvetten, ihaleye fesat karıştırmaktan, kötülerle kendi çıkarlarımız için işbirliği yapmaktan vs. Allah’a sığınıyoruz.

Evet, her Müslümanın bence birinci vazifesi yeni nesle bunları anlatmaktır. 

 

 

  • Beğen
YORUM YAZIN
bursa escort bursa escort konya escort selçuklu escort kulu escort akşehir escort cihanbeyli escort meram escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri