Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendinden sonrasını planlar mı?
12.09.2021 - 21:50

Ahmet Demir

Ahmet Demir

Aslında konu sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sorunu değil, bakın, özellikle gelişmemiş, nefis terbiyesi yapamamış, kendisi ile barışamamış bütün toplumların sorunu. Kimse bulunduğu makamı bırakamıyor.

Evet, Almanya Şansölyesi bırakabiliyor, Japonya Başbakanı bırakabiliyor ama ne yazık ki bizde, bizim ölçümüzde ve bizden daha alt seviyede toplumlar için bunu başarmak imkânsız.

Devlet başkanı bırakmıyor da bir dernek başkanı adam, o da bırakmak istemiyor, zira kendini o makamda değerli görmüş. Elindeki makam giderse hayatı gidecek sanıyor, yaşamayı, gezmeyi, hayattan tat almayı, keşfetmeyi öğrenememiş, dar alanda paslaşmanın hayatın kendi olduğunu sanmaya devam ediyor.

Muhtar, bırakmak istemiyor.

Belediye başkanı, bırakmak istemiyor.

Parti başkanı, bırakmak istemiyor.

Milletvekili, bırakmak istemiyor.

Genel Müdür, bırakmak istemiyor.

Yani nerede bir başkan varsa bakın, bizim ülkemizde bırakmak istemiyor. Sanırım bunun tersini başarabilen bir TÜSİAD bir de MÜSİAD var, Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, TOBB gibi kurumlar da başaramıyor ama işte bu iki iş insanı derneğini oluşturan aktörler bırakmanın başarıldığı bir sistemi oluşturabilmişler, helal olsun, ne diyelim.

Başkanlara bakın, bırakacağım, dediğinde bile amaç aslında hesabın sorulmasını engellemek ve daha güçlü bir şekilde o makamı korumak…

Niye peki bu ülkede böyle oluyor?

Şöyle düşünün;

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir açıklama yapsa, “ben bir daha aday olmayacağım, hatta bunun için de önce partimizin genel kurulunu toplayacağım, genel başkanlığı bırakacağım. Partimizin istişarelerle ülkemizi en güzel şekilde yönetecek lideri de, genel başkanı da bulacak bilgi birikimine, irfana, deneyime sahip insanlar tarafından oluşturulduğunu biliyorum”…

Böyle dese…

Sadece ülkemizde değil, bütün dünyada takdir edilen, büyük görülen, değerli bulunan, örnek gösterilen bir lider olmaz mı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan?

Ayrıca ülkemizdeki demokrasi geleneğini, millet iradesine yaslanma geleneğini güçlendirmiş olur.

Bütün bunlarla birlikte bir de Türkiye’nin ülkemizi gayet güzel yönetecek liderleri yetiştirme noktasında özgüveni olduğunu dünyaya göstermiş olur.

CHP’yi de değişime zorlar, Türkiye’nin CHP zihniyetine kaymasını önlemiş olur vs.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan merkezinde konu böyle de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu noktasında konu böyle değil mi?

Adam yenilmiş, bir daha yenilmiş, bir daha yenilmiş…

Ve ayrıca bir genel başkana yapılan şantaj sonrasında genel başkan olma utancının bile önemi olmamış.

Peki, adam bırakabilir mi?

Nerede…

Sanki daha dün genel başkan olmuş gibi, şimdide Cumhurbaşkanı adayı olacağını söylüyor.

Yenilgi çekilmeyi değil, başka yenilgilerin zeminini doğuruyor. Yenilmenin tadını çıkarıyor adam… Var mı böyle bir şey?  

Biz, bu hususların düşünülmeye değer konular olduğunu anlayacak irfanı olan bir milletiz değil mi?

Ülkemizde ne yazık ki bir lider ölünceye kadar lider olabilmenin mücadelesini veriyor. Hırslar törpülenmemiş, başkasına güven yok, hep korku hep tedirginlik…

Mesela bir makamda olan zata, niye çekilmediğini, sorsan şöyle diyor; “yahu nasıl çekileyim, vaziyete bir bakıyorum, benden sonra bu kurum çöker, ben emanete sahip çıkıyorum, onun için çekilmiyorum.”

En nihayetinde bir gün liderlerde, makam mevki sahipleri de ölecek. O zaman ne olacak? O çekildi, o kurum batacak, öyle mi?

Bırakmayı bilmeyen lidere şunu anlatmak lazım; senden sonra geleceği olmayan bir kurum zaten batmış demektir, bunu görebilecek derinliğin olmadığı halde kendini en ideal lider sanma cüretin niye?

İyi de bir gün sen zaten gideceksin, mahkeme kadıya mülk olmaz ki.

Kendinden sonra orayı senden daha iyi yönetecek kuşaklar oluşturmadıysan sen oradayken zaten orası bitmiş, bunu göremiyor musun?

Çekil bari de dünya gözüyle sen gittiğinde bir şey olmadığını gör, merak etme, senden önceki de öyle diyordu.

Neticede “ayrılacağım” “bırakacağım” diyenlere Türkiye’de, nerede olursa olsun, makam ne seviyede olursa olsun ben inanmam. Tiyatro yaptıklarını, makama hesapsız gelebilmek için insanları kullandıklarını çok iyi bilirim.

Neticede ne bırakması? Burası Türkiye…

Yok öyle…

 

  • Beğen
YORUM YAZIN